22 Ekim 2010 Cuma

hep arayacağım seni

Seni bulmaktan vazgeçmiycem
Ben vazgeçsem bile bigün bulacaksın beni çünkü
eminim .Buna umud bulası demiyorum.Çünkü bu umud değil!
Gidenler oldu benden, labirent gibi caddelerde vedaladım onları...
Çoğuna bi hoşçakal bile diyemedim.Kimine ise defalarca söyledim.
İçimde derin bi boşluk, tırnaklarım bile sızlıyor biliyormusun.
Ama yakınmıyorum Geçiçek buna ina-nı-yo-rum!
Benimle yürüdüğünüz yollar mesafeler farklı olsada farklı çakıl taşları toplasakta
o yol da bir nefeslik mutluluk paylaştığınız için yinede teşekkürler...
Küçücük anlamlarla büyüdüm ben.Küçücük sözleden mutluluğu tatdım.
Sonraları hep felaketim olsada hepsinden sonra kalkıp yeniden kalkma gücü buldum ben.Umarım bu dönem ben ve çevremdeki herkes için sağsağlim geçer.

DİPNOT:Yeni bir başlangıçtan önce duraksayıp nefes alan ela gözlü virüs...

18 Ekim 2010 Pazartesi

geçmişten 3 adam

Geçmişte 3 farklı adamı farklı zaman dilimlerin de çok seven
vee dün itibari ile 2'sinin evlendiğini duyan gören birinin de deli gibi
başka birine aşık olduğunu gören
Biraz buruk Ela Gözlü Virüs:(

16 Ekim 2010 Cumartesi

kahve bahane asılmak şahanee ehe:)

Biz şahsen yani bizzat biz
evet evet ulan biz patroncuğum x hanımla cidden
karşılıklı törkiş kayfe (Türk Kahvesi)içmeye cidden baylıyoruz.
Hele keyfi yerinde olursa arada iki yalan sallıyo bana çok mutlu oluyom o zaman işte.
Hani bugün cumartesi ya işler de böyle harıl harıl değil hanii
hadi birer kahve içelim keyif ayaplım dedik.AAA o da ne kahve bitmişşş olamazzz:(
Asistan kızda yok bugün aksi gibi.Neyse ben gider marketen kahve alırım dedim.Gittik markete Kahveyi alıp kasaya ulaştım.Kasiyer bana sırıtık ve azbucuk(nah azbucuk)
çapkın bakışla nescafelerimizde indirim var küçük hanım dedi. önce böyle bi bakakaldım.Gözler hala bende yalnız. Para uzatıyom almıyo yavşak.Sonra nescafe mi
aaa o ne ki dedim:) nasıl bilmezsiniz küçük hanım dedi. Valla biz öyle nescafe falan takılmıyoruz şahsen bizzat bilmem ve de içmem dedim.Ver ulan türk kahve mi dedim çıktım.Nası yaa filan diye geveledi mal
bense suratımla bi gülümsemeyle cıktım marketten:)
Ve kahvemi yudumlarken gülümsemem devam etti
İyi hafta sonları millet çok öptüm lan valla:)

13 Ekim 2010 Çarşamba

çok acıttığında anladım...

Bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım...

öyle diyordu bir kitabın herhangi bir sayfası okuyunca anladım...

9 Ekim 2010 Cumartesi

sana duyduğum nefret bile çok sana

1.5 Yıldır bir yol arkadaşım vardı.Bunun toplamda 1 yılı çok güzel ve dolo dolu
diyebilirim.Öyle sevdim öyle sevildimki ben.Kelebeklerim hep benleydi.Güne onunla başlar onunla uyurdum.Yalnız gecelerimde kii ayrı şehirlerde olduğumuz için çoğu zaman ayrı geçen geceleri yine de hissetmezdim varlığı öyle sarardı ki ruhumu.Çok sevdim çokk
ömrümü adamaya razıydım.O yokken yanımda Tişörtünü giyip yatardım kokusunu hissetmek için.Sonra bi yüzüğüm vardı benim;Yılbaşına dakikalar kala Ankara'ya varmıştı otobüs nasıl üşümüş beni beklerken onu gördüğümde nasıl sarılmıştım.Gözlerime zor hakim oluyodum ağlamamak için.Yanındaydım kalbim eşine kavuşmuştu tekrar.
Eve geldiğimde ışıklar sönük ve kapıdan odaya kadar yerde mumlardan bi yol yapmıştı.
Işığı takip et dedi. Ettim ürkek ama içimde bi deli heyecanla.
Hiç bişey yoktu:)mumlarla yapılmış bi kalp şeklinden başka.Sonra sarıldı bana öptü öptü.Elinde bişeyy evet gördüm onu.Gül şeklinde bi yüzük kutusu nasıl heyecanlıyım.Aç dedi gözleri konuşamadım ki.Açtım yüzük almış sonra taktı parmağıma hayatımın en mutlu anıydı sanki.Ayrı şehirler de yaşadığımız için hep kısıtlıydı görüşmelerimiz.Özlüyordum ama her daim ilgisi fiziksel yokluğunu hissettirmiyordu.Gel zaman git zaman gittik böyle bi gün İzmir'e ailesinin yazlığına gitti.İşte orda olanlar oldu.Aramalar seyrekleşti.Ki bunlar ilişkimizin 1. yılından sonra başlıyo.Bi arkadaşı var orda Asker arkadaşı evli onlarla pek sıkı görüşmeye başladı.Beni unuttu.Unuttu derken cidden ilgi manyağı biri değilim ama bu kez gidişat cidden bunu gösteriyodu. birden biran da oldu herşey.O kadar çaresizim ki km'lerce uzaktayım hiçbişey yapamıyorum.Telefonlar suratıma kapatılıyo.Ararım seni diyo aramıyo.Hiç kapanmayan telefon kapanıyo salya sümük ağlamaklı mesajlar bırakıyorum banamısın demiyo.Bi günaydın mesajı bile atmıyo.Arasa bile her zaman görüştüğü bi erkek arkadaşıymış gibi konuşuyo benle.Daayanamadım.Bu 6 aylık süreçte kaç kez terk ettim onu hatırlamıyorum.O yokken duvarlara sarıldım.Öyle çok gözyaşı döküyodum ki
sabahları gözlerim şişti gidiyodum işe.İştekilerde alışmışlardı bu halime.Acıyolardı bana hissediyodum.Bu aylık süreçte facesinden sildi beni O kadar davet yollamama rağmen eklemedi.Sonra yalvar yakar istemem rağmen dönmeye çalıştı.Geri dönmek için şart koşsam da kabul etmedi.Aşıktım çok aşıktım onca acı çektim.Sonra yakaladığım onca yalan.Hepsini zihnim yerine geldiğinde burda değinicem.Şimdilik sözün kısası o yaptı yapacağını her defasında bense batan bir gemide olduğunu hisseden bir fare gibi önce ben kaçmak istedim o batıktan bırakmadı.2 kez telefon hattı kırıp değiştirdim.Ama nasıl olduysa buldu.Ne mutlu etti nede bıraktı.Bugün ise tamamen yıktı.Daha benden ayrılmadan izmir'de yaptığı sevgilisini ispatlayıp tokat gibi çaktım suratına.Ama o ne yaptı beni tüm mahremiyetimizi yaşadığım şehre afişe yapacağını söyledi.
Yıkıldığım cidden bitiğim andı bugün yaşadığım.Çok var zihnimde çirkinn en çokta çirkin evet.İnsan gibi gitmeyi çok denedim.Ama düzeldi gösterip kendini benim tekrar ömrümden ömür almasına izin verdiğim için en çokta ben kızgınım kendime.Aşk'ın nefrete hiç bu kadar yakın olabileceğini düşünmemiştim.Doğruymuş.Bugün yağmur yağarken çok beddua ettim.Bir den utandım.çookk utandımmm.Yapılanlardannn çirkinleşen ondan Onun bir zamanlar aşkım olmasında çok kızdım kendime öfke doluyum hala.az öncede dediğim gibi zihnimi topladığımda bu yazının bir çokk eksik parçasını yazıcam.
Sevgiyle Kalın

4 Ekim 2010 Pazartesi

yaz geri dön

Kışı sevmiyorum, tahammül edemiyorum soğuğa
yazı çok özledim şimdiden:( 2 gündür inanılmaz soğuk
kat kat giyinmekten nefret ediyorum... Ama kestaneye bayılıyorum:)
Dışarıda dondurucu soğukta yağmur kirmiklerimi ıslatmaya o kadar hevesliyken
ona camın diğer tarafından göz kırpıp tv nin öünündeki koltuğa yayılıp elimde
bir kase patlamış mısırla film izlemeye bayılıyorum ama:)
Sahii şimdi temmuz ortası olsa bi ege kıyısında olsamm mesela
ve Mazhar Alanson söyle Tam ortasındayım...
Tatlı bi meltem savursa saçlarımı Çıplak ayaklarımı soksam denize,
Ay'a takılı kalsa bişiler yine Geçmişte kalan birine özlem duysam böyle buram buram
sahii özlesek mi dersin o'nu yazı sahilleri...